Duyurular

Konuk Yazar: Sedef Erken – Otizmli Bir çocuğun Annesinin Hikayesi

791 kişi okudu.

Bu yazı Hassas Anne Kitabı’ndaki 16 Anne hikayesinden biridir.

Geçen yıl “Bu ülkede otizmli ailesi olmak ne demek” diye bir yazı yazmıştım. Yaşadıklarımızdan yola çıkmıştım, canım acıyordu, içim fena yanıyordu. Bu yüzden de yazıda dertler epey ağır cümlelerle ardı ardına sıralanıyordu.

 

Geçen hafta yazının bir bölümünün imzasız olarak sosyal medyadan tanıdığım bir otizmli babası tarafından paylaşıldığını görünce mutlu oldum. Demek çoğumuzun içinden geçenleri doğru ifade edebilmiştim, yazı bir anlamda anonimleşmiş, laf yerini bulmuştu.

 

Ancak dikkatle düşününce önemli bir hatamı fark ettim. Yazıda yalnızca sorunlarımızdan bahsediyordum, hayatımızın bir bölümünden…

 

Oysa bir otizmliyle yaşamanın bizlere kazandırdığı güzellikler de vardı. Belki de insanlara otizmi anlatmanın en güzel yolu onlardan öğrendiklerimizi, varlıklarıyla bize yaşattıklarını daha sık paylaşmaktı.

 

Ben de oturup aynı yazının yeni bir versiyonunu yazdım.

 

Otizmli bir çocuğun annesi, babası, ailesi olmak ne demek özetleyeyim.

 

Otizmli bir çocuğu sevmek demek;

 

Kalabalıklar içinde yalnız kalsanız bile otizmli çocuğunuzun size sunduğu dünyanın manevi gücünü hep arkanızda hissetmek demek.

 

Hiç bilmediğiniz bir diyarda bile, gökyüzündeki o tek bir yıldızın size rehber olacağını bilerek asla kaybolmamak demek.

 

Siz yolunuzu ışıtacak insanlar ararken, günü geldiğinde o yolu ancak Yaradan’ın aydınlatacağını anlamak demek.

 

Yanınızda olmasını beklediğiniz kişi ya da kurumların duyarsızlığını gördüğünüzde bile elden geldiğinde her hatayı affetmeye çalışacak kadar insanı tanımak demek. Herkesi olduğu gibi kabul etmeyi öğrenme yoluna girmek demek.

 

Elinizde avucunuzda ne varsa planlayamadığınız şekilde harcayıp, sıfırı tüketseniz bile otizmli çocuğunuzun dünyanıza kattığı zenginliklerin her gün artması demek.

 

Siz dertlerinizle harman olmuşken küçücük dertlerini büyüten eşin dostun sırtını sıvazlayıp ‘üzülme bu da geçer’ diyebilmeyi öğrenmek demek.

 

Kapılarına gidip gelmekten bitap düştüğünüz okullarda okuyan çocuklara dair hırslarına şahit olduğunuz ailelerden olmadığınız için şanslı hissetmek, aslında hayattaki her kapının sonunda aynı yere çıktığını fark etmek demek.

 

Hayatınızda olan insanlar içinde bulunduğunuz zor halleri görünce arkasına bakmadan kaçarsa, Tanrım beni yine bir fazlalıktan daha kurtardın deyip şükretmeyi öğrenmek demek.

 

İçinde yaşadığınız toplumda bazen azınlıkta olsalar bile ne güzel ruhlar, ne yüce vicdanlar, ne hoş gönüllere sahip insanlar olduğunu fark etmek, devam etme gücünü iyilerden almak, geleceğe dair umudu hiç kaybetmemek demek.

 

Evet ateş düştüğü yeri yakıyor. Kimileri bırak elini ateşe yaklaştırmayı, biz yanıp giderken dumanımızdan bile rahatsız oluyor. Olmuyor mu? Evet oluyor.

Varsın olsun.

 

Ne demiş Hz.Mevlana… ‘Kişi kim olduğunu bilmek isterse kimleri sevdiğine baksın.’

 

Sedef Erken

Kedi Gözü kitabının yazarı

Instagram.com/sedeferken

Facebook.com/sedeferken/

sedef erken