Duyurular

Söyleşi: Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Yard. Doç. Dr. Serkan Gürcan – Çocuk ve Spor

5.218 kişi okudu.

ortopedist1

Hassas Anne olarak amaçlarımdan biri de Türkiye’deki bütün çocukların hayatına sporu katmak.  Bu nedenle son 1 yıldır P&G’nin Olimpik Anneler projesinin bir parçası olduğum için çok mutluyum. Çocuğunun spor yapmasını destekleyen her Anne bir Olimpik Annedir. Ben de bir olimpik anneyim. Üç çocuğum da düzenli spor yapıyor. Sevinç Aikido derslerine katılıyor. Alper Darüşşafaka altyapıda basketbol oynuyor. Esin de spor bakanlığından lisanslı bir cimnastikçi. Hatta geçtiğimiz günlerde Esin İzmir’de Uluslararası Şavkar Turnuvası’nda grup performansıyla birinci oldu ve madalya kazandı. Çocukların ille de profesyonel sporcu olması ve yarışması gerekmiyor ama mutlaka hayatlarına sporu katmaları gerekiyor.  Sizlere çocuk ve spor konusunda daha fazla bilgi ulaştırmak için Medicana Bahçelievler Hastanesi’nden Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Yard. Doç.  Dr. Serkan Gürcan ile keyifli bir söyleşi yaptım.  

Hassas Anne: Serkan Bey çocuk ve spor konusunda günümüzdeki durum nedir?

Yard. Doç.  Dr. Serkan Gürcan:Günümüzde toplumun fiziksel aktivite konusunda bilgi düzeyinin yetersiz olması, teknolojik gelişmelere bağlı olarak giderek daha hareketsiz bir yaşam tarzının benimsenmesine ve fiziksel aktivitenin sağlık için öneminin unutulmasına neden olmuştur. Bu, toplumda obezite, kalp ve damar hastalıkları, hipertansiyon, diyabet, osteoporoz gibi kronik hastalıkların görülme sıklığının artmasına katkıda bulunan önemli nedenlerden biri haline gelmiştir. Hareketsiz yaşam tarzının etkilediği yaş gruplarından birisi de çocuklardır. Spor büyüme çağındaki çocuklar için hem bedensel sağlık ve fiziksel gelişme yönünden,  hem de iyi bir kişilik oluşması ve ruh sağlığı bakımından yararlı ve gereklidir. Düzenli spor yapma alışkanlığının gelişim yaşında kazanılmasının erişkin yaşlarında da devam ettiği unutulmamalıdır.

 

Hassas Anne: Çocuklara neden düzenli spor yapma alışkanlığı öğretilmelidir?  

Aslında spor yapmanın çocuğun ve gencin sadece bedensel gelişimine olan katkıları dışında, ruhsal ve sosyal gelişimini etkileyerek ileriki yaşlarda bir birey olarak yeterliliği ve akademik başarılarına da katkıları birçok araştırma ile ispatlanmıştır. Bunları madde madde incelemenin daha doğru olacağı kanaatindeyim.

 

Hassas Anne: Sporun çocuklarda bedensel gelişim üzerindeki etkileri nelerdir? 

Çocuk organizması devamlı büyüme, gelişme ve değişme süreci özellikleri ile yetişkinlerden ayrılmaktadır. Aslında büyüme ve gelişme temel olarak genetik ile kontrol edilmekle birlikte çevre, cinsiyet, beslenme, sosyoekonomik-psikolojik ortam, geçirilen hastalıklar gibi çeşitli faktörler de etkili olabilmektedir.  Fiziksel aktivitenin genetik olarak kodlanmış büyüme ve gelişme üzerine etkili olabileceğine dair birçok çalışma vardır. Boydan çok hacimsel gelişmeye katkısı olduğu kabul edilir. Özellikle kemik ve kasların gelişiminde aşırı olmayan fiziksel aktivitenin olumlu sonuçları bildirilmiştir. Spor ile artırılan oksijen kapasitesinin bazı kalp hastalıkları için risk faktörleri de çocukluk döneminden itibaren söz konusu olmaktadır. Tüm bu faktörler etkin bir egzersiz ile kontrol edilebilmektedir. Spor yapmanın büyüme faktörlerini artırdığı bilinmektedir. Büyüme faktörleri genetik olarak belirlenmiş maksimum boya ulaşımını sağlamaktadır. Bu çocuklukta başlayan yüzücülerin daha uzun boylu olmasını açıklayabilecek bir durumdur.  Spor yapmanın kalp ve dolaşım sistemini düzenlediği, akciğer kapasitesini artırdığı, şeker hastalığı ve obezite üzerindeki olumlu etkilerini gösteren birçok bilimsel çalışma vardır. Gelişim çağındaki çocukların egzersizlerini yapabilmek için harcadığı düşünsel çaba ile beyin gelişimini ve vücut ile beyin arasındaki uyumu artırdığı tartışılmaz gerçekler arasına girmiştir.

 

Çocukluk döneminde fiziksel aktivitelere katılımın olumlu etkileri 

  • Büyüme ve gelişmenin daha iyi olması
  • İleride oluşabilecek hastalık risklerini azaltma
  • Vücut sağlığının olumlu etkilenmesi
  • Fiziksel uygunluk sağlanması
  • Aşırı kilo alımının önlenmesi
  • Kemik yoğunluğunun artırılması
  • Fiziksel yeteneklerin gelişimi
  • Vücudun hareket kabiliyetini anlama ve değerlendirme

 

 ortopedist2

   

Günümüzde spor kültürü, insanın gelişim ve çağdaşlaşmasının bir göstergesi olarak görülmektedir. Böyle bir değişimin ancak düzenli ve planlı bir eğitim stratejisi ile gerçekleşebileceği de açıktır. 6-14 yaşı kapsayan ilköğretim çağında çocuğa, sorumluluk alma, işbirliği yaparak çalışma, kendini yönetme, zamanı iyi kullanma, kendine güvenme, planlı çalışma, sabırlı olma, yaptığı işten zevk alma kendini ifade edebilme gibi beceri ve alışkanlıkların kazandırılması gerekmektedir. Spor etkinlikleri bu amaca ulaşmada çocukların tercih edecekleri bir alandır. Ayrıca modern-monoton yaşam içerisinde hareket etme olanağı bularak beden ve ruh salığını birlikte geliştirebilecekleri alanlardan biridir.   Bireyin, belli bir performansı göstermek için gerekli etkinlikleri organize edip başarılı olarak yapma kapasitesine ilişkin kendi yargısına öz yeterlik (kendine yetebilme) denilmektedir. Kendini ifade etme. kendine güven, arkadaşlarca kabul görme, aile fertleri ve diğer önemli bireylerce kabul görme, sosyal bağımsızlık, sosyal çevre tarafından desteklenme olarak özetlenebilir. Takım sporlarında performans başarılarının bir grup olarak gerçekleştirilebilir olduğu, daha fazla gözleyerek öğrenme fırsatları, sorumlulukların paylaşılması nedeniyle de duygusal uyarılmışlığı sağlayabilmesi ve antrenör gözetiminde takım arkadaşları ile yaptığı işbirliği ile, sözel ikna deneyimlerinin zenginlemesi sonucu ortaya çıktığı düşünülebilir. Ayrıca birçok çalışmada düzenli spor yapan bireylerde madde kötü kullanımının daha az olduğu ve akademik başarının daha yüksek olduğu bilinmektedir. Dikkat bozukluğu ve hiperaktivite tedavisinde sporun kullanımı günümüzde mevcuttur.

 

Ruhsal ve sosyal olumlu etkileri: 

  • Entelektüel gelişime katkı sağlama
  • Kişisel ve sosyal gelişime katkı sağlama
  • Kendine güveni geliştirme
  • Yaratıcı doğal yetenekleri geliştirme
  • Stresle baş edebilme yeteneğini kazanma
  • Ruhsal iyilik ve gelişme, kendini daha iyi hissetme,
  • Bir konuya yoğunlaşma (konsantrasyon) yeteneğini kazanma
  • Hoşgörü, iyi iletişim, saygı duyma, kendini tanıma, sebat etme, hedef koymayı öğrenme, zaman yönetimi becerisi kazanma, zorluklarla mücadele yeteneği kazanma, takım çalışmasını öğrenme gibi birçok olumlu kişilik özellikleri kazanma;
  • Kötü alışkanlıkların edinilmesini önleme
  • – Aktif yaşam biçimi kazandırılması
  • -Dikkat bozukluğu ve hiperaktivite tedavisi
  • IMG_8800

Hassas Anne: Çocuk ve gençler düzenli spora başlamadan önce sağlık kontrolünden geçmeli midir? Ne yazık ki çocuklar genellikle sağlık ocaklarında gözle muayeneden geçiyor ve spor yapabilir belgesini 5 dakikada  alıyorlar.

 Düzenli spora başlayacak çocukların özellikle kardiyolojik muayeneleri yapılmalı, kalp-damar sistemiyle ilgili sorunlar varsa araştırılmalı, kanda hemoglobin düzeyine bakılmalı ve kansızlık araştırması yapılmalıdır. Diyabet açısın şeker tahlilleri ve detaylı biyokimyasal çalışma ile karaciğer ve böbrek fonksiyonları incelenmelidir. Akciğer röntgeni çekilmeli ve solunum sistemi muayene edilmelidir. Spor esnasında en çok kullanacak hareket sisteminde normalden sapma gösteren yani düztabanlık, bacaklarda ve omurgada eğrilikler gibi bulgular ortopedi hekimince teşhis edilmeli ve çocuğu spor yaparken ne denli etkileyeceği saptanmalıdır. Çocukların tüm vücutla ilgili genel muayenesinin yapılması şarttır. Buna karşın tam sağlıklı çocuklar performans sporcusu olabilirler. Diğerler ise spordan uzaklaştırılmamalı, sağlıkları elverdiği derecede kendileri için seçilen spor faaliyetlerine yönlendirilmelidirler.

 

Hassas Anne: Sporcu çocuklarda beslenme nasıl olmalıdır?

 Spor yapan çocukların enerji gereksinimleri karşılanmalıdır. Bazı spor türlerinde kilo kontrolü ve düşük beden ağırlığı önemli olmaktadır(jimnastik, binicilik gibi). Bu spor türlerinde formunu koruyabilmek için, çocukların beslenmesi bozulmaktadır. Bu bakımdan özellikle kız çocukların sorunlu yemek yeme alışkanlıkları dikkate alınmalıdır. Bu ergenliğe girişi bozmakta ve büme geriliğine yol açabilmektedir. Büyüme çağında çocukların demire gereksinimleri fazladır. Bedende demir depolarının yeterince dolu olması, oksijen taşımasını sağlaması bakımından, önemlidir. Oksijen kaynaklı enerji oluşturulmasında gerekli aracı maddeler için  ve bilişsel işlevler için de elzem olan bir elementtir. Sporcuların günlük protein alımları için özellikle kırmız et tüketmeleri ve demir içeren diğer gıdaları tüketmeleri önerilmelidir. Kalsiyum içeren gıdalar sporcular tarafından az tüketilir. Çünkü bu gıdaların yağlı olması nedeniyle, kilo almaktan çekinirler. Ancak sağlıklı kemik gelişimi için gerekli olması nedeniyle, günlük beslenmede yeterince kalsiyuma yer verilmelidir.

 

Hassas Anne: Spora başlama yaşı kaç olmalıdır?

Bu konudaki bilinç arttıkça, çocuklarını spora yönlendiren ailelerin sayısı da her geçen gün artmaktadır. Spora başlamada ailenin isteğinden çok, çocukların istek ve ilgileri daha önemlidir. Genel görüş çocuğun ailesi,  öğretmeni ve profesyonel eğitmeni ile iletişim kurabilmeye başladığı yaştır. Genel olarak 1 yaş refleks hareketler dönemi, 1-2 yaş ilkel hareketler dönemi, 2-7 yaş temel hareketler dönemi ve 7 yaş üstü sporla ilgili hareketler dönemi olarak kabul ediliyor.  2-3 yaşlarında bir çocuk koşmak, zıplamak, sıçramak gibi bazı basit, temel hareketleri öğrenir ve yapar.  Erken dönemde parka gidebilir, salıncakta sallanabilir, ailesinin kontrolünde havuzda oyunlar oynayabilirler. 4-6 yaş arasındaysa dans edip, ip atlayabilir, hafif topları yakalamak, fırlatmak, iki veya arkada ek tekerleri olan bisikletlere binebilirler. 6 -7 yaşından sonra çocukların motor becerileri ve güvenlik duygusu artar. Artık takım sporlarına başlayabilirler. Bazı spor branşlarında çocuk,  yarışma sporcusu olarak yetiştirilecekse temel eğitim ile birlikte kontrollü ve yavaş yavaş tempo artırmak kaydı ile  sürat, kuvvet, dayanıklılık, koordinasyon ve esneklik kavramlarını içeren motor becerilerin gelişimi için yaş gruplarına göre özel çalışmalara da yer verilmelidir.

 

Hassas Anne: Yaşlara göre yapılabilecek sporlar nelerdir?

Kabaca bazı sporlar için önerilen yaşlar şunlardır. Futbola başlama yaşı normal olarak 9-11. Ancak 8 -9 yaşlarında başlandığında teknik beceri kazandırılmaya yönelik egzersizler yaptırılabilir. 10-12 yaşlarında da takım oyununa katılabilirler. Yüzme için en uygun başlama dönemi 5 -6 yaş aralığıdır. Basketbola 10- 12 yaşlarda başlayabilirler. 2 -3 sene önceden olursa teknik beceriler gelişir ve çocuk maça çıkacaksa 11-12 yaşında önce tercih edilmemelidir. Jimnastik için uygun dönem 5-6 yaştır. Ancak 4- 5 yaşında oyunla bu aktivite tanıtılabilir. Ama yarışmaya katılmak için 11-12 yaş aralığı idealdir. 9-10 yaşlarına kadar temel amaç tek spor dalına konsantre etmek değil, sporu tanıması ve tercihini yapabilmesi için birçok spor dalını deneyebilmesini sağlamaktır.

 

Uluslararası Kriterlere Göre Federasyonların Yaş Sınırları

 BOKS: Bu branşta spora başlama yaşı 9-10 olarak belirlenirken, müsabakalara 11-12 yaş grubundakiler katılabiliyor. Ülkemizde 11-12 yaş Türkiye şampiyonası 10 yıldır düzenlenmektedir.

  • Tekvando: Tekvando da spora başlama yaşı 8. Bu yaştaki sporculara lisans çıkarılıyor. Ancak, müsabakalara katılım 10 yaşından itibaren gerçekleşmektedir. Bu yaş grubunda Minikler Tekvando Şampiyonası düzenlenmektedir.
  • JİMNASTİK: Jimnastikte spora başlama yaşı 6. Ancak, bu yaş grubu sadece antrenman başında faaliyet gösteriyor. Lisans çıkarma yaşı ise 8 olarak belirlenmiş durumda. Sporcular 9 yaşından itibaren de performansı ölçen müsabakalara iştirak ediyorlar.
  • KAYAK: Kayakta 7 yaşından itibaren sporcular Temel Eğitim Kampları’na alınıyor. Bu yaştan itibaren de lisans veriliyor. Ancak, müsabakalara başlama yaşı farklıdır. 16 yaşından itibaren müsabakaya katılabilinir.
  • ATLETİZM: 7 yaşından itibaren başlar, Eğitim Merkezlerinde 10 yaşından itibaren alınıyor. Müsabakalara da 11-12 yaşta katılınıyor. Minikler Türkiye Şampiyonası her branşta atma, atlama ve sprintte düzenleniyor. Krosta kızlar 1000, erkekler 1200 metre yarışmalaları yapılmaktadır.
  • JUDO: 6 yaşından itibaren spora başlanıyor ve bu sporculara lisans çıkartılıyor. 7 yaşından sonra da judocular, Minikler kategorisinde müsabık olarak yarışmalara katılıyor. 6 yaşındaki sporculara gösteri amaçlı maçlar yaptırılıyor.
  • ESKRİM: Eskrim’de spora başlama yaşı olarak belirlenmiş. Bu yaştan itibaren sporcular, lisans alıp Süper Minikler kategorisinde yarışmalara iştirak edebiliyorlar.
  • BUZ SPORLARI: Artistik Buz Pateni’nde çocuklara 6 yaşından itibaren lisans çıkartılıyor. Bu yaşta minik patenciler, teşvik yarışmalarına katılabiliyor. Buz hokeyinde ise lisans yaşı 10. Bu yaştan itibaren çocuklar müsabakalara çıkıyorlar.
  • KARATE: Kata’da 7, Kumite’de ise 10 yaşında temel eğitim verilmeye başlanıyor. Çocuklara 10 yaşından itibaren lisans verilip, Türkiye şampiyonasına katılmalarına izin veriliyor.

  

Hassas Anne: Fiziksel aktivite ve düzenli spora katılımın çocuklar üzerinde olumsuz etkileri olabilir mi?

 Kötü teknik ve yeteneğin, yarışmalarda başarısızlıkların olumsuz davranış biçimleri geliştirilmesine yol açması;  büyüme kıkırdaklarını da etkileyebilen darbe veya aşırı kullanma, yaralanmalarına yol açması; çok nadiren kalp damar ya da tanımlanamayan hastalıklara bağlı ani ölümlerin oluşması olarak sayabiliriz. Sporun, fiziksel aktivitenin yol açabileceği risklerin çoğu kontrol edilebilen ve engellenebilecek risklerdir.

 

Hassas Anne: Hasta çocuklarda spora örnekler verebilir misiniz?

 Astım;

 Spor yapmanın, astımlılarda kendilik imajını geliştirdiğini ve kişilerin kronik hastalıklarıyla baş etmesini kolaylaştırdığını ve spor yapan astımlıların yaşam kalitelerinin spor yapmayanlarınkine göre yüksek olduğunu saptanmıştırr. Son yıllarda, çocuklarda astım gelişimi ve seyrinde yaşam şeklinin değişikliği ve özellikle fiziksel aktivite azlığının önem taşıdığı gösterilmiştir. Genel olarak düşünülenin aksine astımlı hastaların egzersiz kapasitelerinin hemen her türlü spor için yeterli olduğu, bu nedenle spor yapmalarının teşvik edilmesi özellikle vurgulanmalıdır. Astımlı çocuklar için önerilen sporlar arasında başta yüzme ve su sporları, gelmektedir. Tenis, voleybol gibi sporlar da önerilmektedir. Spor seçiminde ise çocuğun astımının şiddeti, kontrol altında olup olmaması ve çocuğun tercihi önemli rol oynamalıdır. Ailelerin ve çocukların alacakları koruyucu önlemler ile çocuğun diğer yaşıtları gibi spor yapması desteklenmelidir.

 Şeker hastalığı;

 Diyabetli çocukların yaşam kalitelerinin arttırılması, beslenme, egzersiz, tıbbı tedavi ve eğitimden oluşan dört temel faktörle mümkün olmaktadır. Yeterli ve dengeli beslenme ile birlikte fiziksel aktivitenin diyabetin ortaya çıkmasının engellenmesinde, geciktirilmesinde ve komplikasyonların en az düzeyde oluşmasında önemli rolü olduğu bilinmektedir Daha önce yapılan araştırmalarda, egzersizin diyabetli çocuklarda bazı fizyolojik tepkiler sağladığı ve insülin ve diyetin kan glikoz seviyesini sınırladığı belirtilmektedir. Diyabeti olan tüm çocuklar egzersiz ve spora bireysel yanıtları öğrenmelidirler. Şeker artış – azalışlarını kontrol etmek için uygun insülin dozu ve diyet kullanmaları önerilmektedir. Fiziksel egzersizlerde birkaç kısıtlama ile eşit zeminde diyabetli gençler ile aktif gençlerin rekabet etmeleri sosyal bir ortamın kazanılmasını sağlar. Sonuç olarak, diyabetli çocuklarda egzersiz, tedaviyi tamamlayıcı bir öğe olarak düşünülmeli, bu çocuklarda egzersiz anlayışı doktor kontrolünde, ebeveynler ve eğitim kurumlarının da desteği ile yerleştirilmeye çalışılmalıdır. 

Kalp ve damar hastalığı olan çocuklar; 

Hareket etmek, oynamak ve aktivitelerde bulunmak tüm çocukların doğal ihtiyaçları arasındadır. Fiziksel aktivite, sağlıklı çocukların olduğu gibi kalp ve damar hastalığı olan çocukların da fiziksel, duygusal ve psikososyal gelişimi için gereklidir. Fiziksel aktivite kalp ve damar hastalığı olan çocuklarda hayat kalitesini artıran tedavi edici bir faktör olarak görülmekterdir. Günümüzde kalp ve damar hastalığı olan çocuklar, normal aktiviteler ve spor aktivitelerine katılım için cesaretlendirilmektedir.

Bedensel engelli çocuklar; 

Spor faaliyetleri ile fonksiyon kaybına uğramış engelli birey fiziksel, zihinsel, psikolojik ve sosyal yapısıyla bir bütün olarak değerlendirildiğinde, kendisi ve toplumu ile barışık ve bütünleşmiş bir biçimde yaşam sürmesine katkı sağlayabilmektedir. Dolayısıyla spor, engelli birey için önemli bir etkinliktir. Engelli bireyin yapacağı sporun olumlu etkileri, engelli kişinin kendisine, ailesine, iş çevresine ve topluma doğrudan yansımaktadır. Kişinin toplum, aile ve iş çevresiyle iletişim kurma becerisi yaşam kalitesini de beraberinde getirecektir. Engel türü ne olursa olsun hareket etme, egzersiz yapma, sportif etkinliklere katılma bireye haz vermekte, hareket etmekten duyulan hazda bireyin yaşam motivasyonunu artırmaktadır.  Sporun, disiplin, güven, rekabet ve arkadaşlık hislerini uyandırarak sağladığı sosyal ve psikolojik faydalar; ferde toplumla kaynaşma, faydalı olabilme imkanı verdiğinden, özürlüler açısından fiziki faydalarından daha da önemlidir.  Engellilerde fiziksel etkinliklere katılmanın faydalarını felsefi açıdan değerlendiren yazarlar daha çok duygusal gelişim ve psiko-motor gelişime katkılarını vurgulamaktadırlar. Sportif faaliyetler özellikle engelli öğrencinin psiko-motor (denge, kuvvet, sürat, esneklik, fiziksel uygunluk) becerilerini olumlu yönde geliştirdiği, onların yapıcı, yaratıcı ve üretici olmasını sağladığı söylenebilir. 

Zihinsel engelli çocuklar;

Engelli olmayan çocukların normal büyüme ve gelişimlerini sürdürmek için günlük oyun aktivitelerine katılarak yeterli fiziksel aktivite gereksinimlerini karşıladıkları, ancak engelli çocukların, yeterli düzeyde fiziksel aktivite yapamadıkları bilinmektedir.  Engelli çocukların fiziksel aktivitelere katılarak fiziksel eksikliklerini ya da zayıflıklarını önemli ölçüde giderme olanakları vardır. Fiziksel aktivite, fiziksel ve ruhsal yapıya sağladığı destek yanında disiplin, güven, rekabet ve arkadaşlık hislerini uyandırarak çocuğa sosyal rolünü de kazandırır. Engelli çocuk için bu sosyal rolün evrensel dili spor aktiviteleridir. Öğretilebilir zihin engelliler yetişkinlik çağına ulaştıklarında, sosyal uyum becerilerine ilişkin olarak ev, yatılı okul ya da korumalı iş yerlerinde çalışarak üretime ve kendi geçimlerine katkıda bulunabilirler. Ancak yine de aile ve iş yaşamlarında, çeşitli derecelerde başkalarının yardımına bağımlılık gösterirler. Bu yönüyle özel eğitim programları dışa bağımlılıklarını mümkün olduğunca en aza indirmek için planlanmalıdır. Spor eğitimine başlamadan önce genç dostlarımızın genel bir sağlık kontrolünden geçirilmesi sağlanmalı, spor yapmalarının sakıncalı olup olmadığı tespit edilmeli ve öğrencilerin fiziksel yapısı ile spora uygunlukları bir uzman tarafından saptanmalıdır..

Hassas Anne: Çocuklarda  oluşabilecek spor yaralanmaları nelerdir? 

Çağımızda hızla gelişen teknolojinin kullanım alanının artması ve yaşamımızın her alanına girmesi insanların yaşam şartlarını kolaylaştırmasının yanında insanlarda bazı fiziksel, psiko-sosyal rahatsızlıklara neden olduğu görülmektedir. Teknolojinin gelişmesi insan gücüyle yapılan işlerin makineler ile yapılır hale gelmesine neden olmuştur. Birçok çocuk ev içinde bilgisayar karşısında oynamayı veya televizyon izlemeyi tercih etmektedir. Bu çocukların koruyucu hareket kalıplarını öğrenme şansları olmamakta ve dışarıdaki oyunlarında daha kolay yaralanabilmektedirler. Bu nedenle, sporun ve oyunun okul çağlarında ciddi bir programla ele alınması hem eğitim hem de korunma açısından büyük önem taşımaktadır. Spora başlama kararı alınan çocukların tüm vücutla ilgili genel muayenesinin yapılması şarttır. Son zamanlarda çocukların spora katılımının artmasıyla birlikte yaralanma sıklıklarının da artış gösterdiği izlenmektedir. Genel olarak temas ve mücadele sporlarının daha yüksek risk taşıdığı söylenebilir.  Diz ve ayak bileği en sık zedelenen bölgelerdir. Kronik sorunlar akut sorunlara oranla daha sık gözlenmektedir. Yaralanma nedenleri çok etkenlidir ve her spor dalı ve cinsiyet için farklılıklar gösterebilir. Bu nedenle sporcuyla ilgili her kesimin (eğitimci, anne-baba, sağlık personeli) sıkı birlikteliği gerekmektedir.

Düzenli spor alışkanlığının sağlıklı büyümeye katkıları dolayısıyla yaşam kalitesini yükselttiği, kronik hastalık risklerini azalttığı, sağlıklı bireyler ve sağlıklı bir toplum oluşturduğu tartışılmaz bir gerçektir. Çocuklarda spor yaralanmalarının başlıca nedenleri motor becerilerin tam olarak gelişmemiş olması, kafanın vücuda göre daha büyük olması, koruyucu ekipmanlar için küçük vücut yapısı ve açık olan büyüme bölgelerinin zorlamalara ve travmalara hassas olması olarak sayılabilir. Dayanıklılığın azlığı, deneyimsiz eğitmenler ve antrenman eksikliği bu riskleri artırmaktadır. Çocuklarda en sık kas, bağ, kemik ve kıkırdak yaralanmaları oluşmaktadır. Bunun nedeni bu yapıların erişkinlere göre daha dayanıksız olmasıdır. Küçük çocuklarda kemik ve kıkırdak doku yaralanmaları daha sık iken ergenlik ile beraber kas ve bağ yaralanmaları daha sık görülmeye başlar.

Atıcı omuzu, atıcı dirseği, jimnastikçi bileği, Osgood-Schlatter Hastalığı (diz önünde ağrı), Sinding-Larsen-Johansson Sendromu (diz önünde ağrı), Sever Hastalığı (topuk arkasında ağrı), osteokondritis dissekans (eklem kıkırdağındaki kırıklara bağlı eklem ağrıları); stress kırıkları (aşırı ve uzun süreli kullanım kırıkları),  kas yaralanmaları, bağ yaralanmaları, büyüme plağı kırıkları ve çıkıklardır. Çocuklarda kuvvet eğitiminin riskli olduğu düşünülse de faydaları olduğu da unutulmamalıdır. Kuvvet eğitimi, kas kuvvetindeki artışla beraber koordinasyonu geliştirerek yaralanma riskini azaltır. Spor ısınma, soğuma, kuvvetlendirme ve esneklik komponentlerini mutlaka içermelidir.Bu nedenle spor bilinçli ebeveynler, deneyimli antrenörler ve spor konusunda deneyimli hekimler kontrolünde çocuğun bedensel ve ruhsal gelişim sürecini desteklemeli, sakatlık riskini minimize etmeli ve spora özgü teknik ve kondisyonel becerileri kazandırabilecek nitelikte olmalıdır.

Yard. Doç. Dr. Serkan Gürcan verdiğiniz ayrıntılı ve faydalı bilgiler için çok çok teşekkürler. Anne-babalar için bu bilgiler referans olacak. Olimpik Anneler Teşekkürler Anne Projesi için söyleşilerim devam edecek lütfen takipte kalın.

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Yard. Doç. DR. Serkan Gürcan

Mediacana Bahçelievler Hastanesi

www.serkangurcan.com

Instagram:   @drserkangurcan

Olimpikanneler.com sitesini ziyaret ederek P&G’nin Olimpik Anneler Projesiyle ilgili bilgi alabilir ve kayıt yaptırabilirsiniz.