Duyurular

Konuk Uzman: Gelişim Psikoloğu ve Oyun Terapisti Ezgi Ökse – Oyun İyileştirir!

4.067 kişi okudu.

ezgi

 

2014 ve 2015 yılları benim için seminerlerle dolu, müthiş bir deneyim elde ettiğim 2 yıl. Belediyeler ve STK’lar ile iç içe geçirdiğim bir dönem, hala da devam ediyorum, yaklaşık 60 kadar anne-baba semineri verdim ve ailelere ‘’Oyun oynamayı’’ anlattım. Seminerlerde 2500 ’e yakın katılımcı ile buluştuktan sonra öğrendiğim şey şu; herkesin oyun tanımı farklı. Çocuğuyla oyun oynamak isteyen ailelere önce oyunun onlar için ne demek olduğunu sordum.

Sahi nedir oyun?

Bazılarına göre eğlence aktiviteleridir.

Bazıları öğreten aktiviteler olduğunu söyledi.

Bazılarına göre deneyim yaşatan şeylerdir.

Bazı anneler serbest zaman aktivitesi dediler.

Bazıları için ise günün belli vakitlerinde çocuklarının yapması gereken aktiviteler bütünüdür oyun.

Benim kendi oyun tanımım hem bu tüm söylenenler hem de fazlası…

Bana göre oyun çocuğun hiçbir dış baskı altında kalmadan giriştiği tüm etkinliklerdir.

Çocuklar için her şey oyundur. Bazen bir çocuk için çay kaşığı uçan ‘’tatlı’’ bir yılan olabilir J

Oyun çocuğun tek dili, ilacı ve de en önemli uğraşı…

Ve çocukla iletişim kurabilmenin tek yolu…

Oyunun dilini bilen bir ebeveyn, çocuğu ile sınırsız iletişim kurabilir ve ilişkilerini muazzam hale dönüştürebilir.

Peki, oyun oynamak bir yetişkin için kolay mıdır?

Oyunu ve çocuk için önemini anlattığımda ebeveynlerin gözlerindeki yılgınlık, umutsuzluk ve yorgunluğu görmeniz lazım… Resmen omuzlar çöküyor, koltuklarda iyice geriye yaslanıp derin bir of çekiyorlar. Herkesin derdi aynı; ‘’ama bizim çocuk saatlerce oyun oynamak istiyor ve bizim buna halimiz kalmıyor.’’

Sakince dinliyorum yetişkinleri, benim sessizliğim ve onayımdan güç alıp biraz toparlanıyorlar koltuklarda. Ve usulca soruyorum; ‘’oyun oynamak çok zor, değil mi?’’

Parlayan gözler, sonunda anlaşılmış olmanın rahatlığı, dile getirilmenin ferahlığı; ‘’evet çok ama çok zor!’’

Oyun oynamak bir yetişkin için en zor işlerden bir tanesi. Hakikaten oyun oynamaktan bahsediyorum, oyunun içinde olmaktan, oyunun dilini bilen taraftan oynamaktan.

Çünkü beyin, en alt kısımlardan yukarıya doğru gelişim gösterir. En ilkel bölge olan beyin sapı doğduğumuz anda aktiftir. İlk 3 yıl içinde sosyo-duygusal beynimiz gelişir ve beynin üst bölgeleri, buna sol beyin de (Bilişsel) dâhil, yetişkin olduğumuzda tamamlanmış olur. Yetişkinlik, ceza-i ehliyetimizin olması bir diğer deyişle, bilişsel tarafımızla neden-sonuç ilişkisi kapsamında düşünebilmemizi sağlıyor. Dolayısıyla biz bir yetişkinken ‘’Terli terli su içmemeye dikkat ediyoruz, çünkü sonucunda hasta olabiliriz.’’ Ama çocukken henüz sosyo-duygusal beynimiz ile dünyayı kavramaya çalışırız. Canımız isterse ‘’terli terli o suyu içebiliriz, annemiz 30 kere yapma demişse bile.’’ İnadına da yapmayız bunu sadece beynimizde bilişsel fonksiyonlarımız henüz tam gelişmemiştir. Bu yüzden çocukların ceza-i ehliyeti yoktur.

Çocuklar sosyo-duygusal beyinleri ile biz yetişkinlerden çok daha rahat hareket eder, hayal kurar ve oyun oynarlar. Bir yetişkin için ise uçan ‘’tatlı’’ bir yılan olamaz. İşte bu nedenle bilişimiz tam olarak devredeyken biz oyunun içinde olamıyoruz ve oyun onamak yorucu ve bir o kadar da anlaşılmaz bir hal alıyor.

Bir ebeveyn olarak An ’da kalarak oyunu çocuğun kurmasına izin vererek başlayacağız oyunun dilini konuşmaya. Çocuk oyunu kurduktan sonra o nasıl isterse o şekilde dâhil oluyoruz oyuna. Çay kaşığı ucan ‘’tatlı’’ bir yılansa o oyunda, biz de ‘’tatlı’’ yılanı çok seven bir bardak panda oluveriyoruz. Oyunun sonunda çocuğun kazanmasına izin veriyoruz ki özellikle 0-6 yaşta özgüven gelişimi oyunların içinden besleniyor. Bu şekilde gerçekten bir çocuk gibi oynayabildiğimiz zaman çocukla oyunu, verimli ebeveyn çocuk saati geçirdiğimiz gibi, çocuğun gelişimi için de farkında olmadan gerekli şeyleri yapmış oluyoruz.

Oyunların çocuklar için terapotik etkisi vardır yani iyileştiricidir. Çocuklar gelişim dönemlerine göre ihtiyaçları olan oyunları seçerler. Dolayısıyla dönem dönem bazı renklerde, bazı oyunlar ve oyuncaklarda takılı kalırsanız endişelenmenize gerek yok, ihtiyaç bitince çocuk kaldığı yerden devam edecektir.

(Not: Çocuğun sürekli aynı oyunu oynaması 10 defadan fazla ise ve eş zamanlı ciddi davranış problemleri sergiliyorsa bir uzmana danışmalısınız.)

Mutlu, An ‘da ve oyunun dilini bilen tarafta kalın, çocuğunuzla bol bol oyun oynayın…

Oyun oynamak bir çocuğa yapılacak en iyi yatırımdır!

Unutmayın oyun iyileştirir…

Ezgi ÖKSE

Oyun Terapisti

www.ezgiokse.com

KidsNook Oyun Akademisi