Duyurular

Konuk Yazar: DubleAnne Milat:1 Yaş

5.071 kişi okudu.

Nasıl geçti koca bir yıl diyordum, üstüne bir ay daha geçti bile çoktan. Zaman, çok çabuk geçiyor. Ve siz çok hızlı büyüyorsunuz miniklerim. Zamanın geçişini sizin büyümenizden takip ediyorum ben artık ve cidden ama cidden zaman çok hızlı geçiyor…

İşte bugünler; bir yaşınızı aştınız ve bebekliği terk edip çocukluğunuza doğru yola çıktınız. 1 yaş birçok şey için “Milatmış gerçekten. Birçok şeyi geride bırakır olduk birer birer…

Her geçen gün yeni bir şey öğreniyorsunuz, her geçen gün bir önceki günden daha büyümüş geliyorsunuz gözüme. Daha geçen ay aldığım kıyafetin üstünüze dar geldiğini fark ediyorum mesela, ne ara bu kadar hızlı büyüdünüz? Yeni bir yeteneğinizi keşfediyorum mesela ne ara öğrendiniz? Algılarınız ne ara bunu bile yapabilecek kadar gelişti? Ne çabuk büyüyorsunuz, ne çabuk…

Sadece siz değil eşyalar da belli ediyor geçen zamanı. Birer birer bizi terk eden, bir zamanlar onlarsız yapamadığımız eşyalar. Kenar korumalı yastıklarınız vardı ilk günden itibaren kullandığımız; sonra bir farklı versiyonuna geçtik, sonra onları da gönderdik. 30 ml’lik mini cam biberonları uğurladık, daha büyüklerine geçerek kademe kademe. Sterilizasyon aletimiz, süt pompamız vardı; aylarca yapışık yaşadığım, onlar da gitti. Oyun halımız vardı her gün üstünde-altında yuvarlandığımız, büyüdük içine sığmaz olduk, onu da kaldırdık tedavülden. Sonra, sonra o çok sevdiğimiz, tepe tepe kullandığımız, oda oda gezdirdiğimiz bambudan beşiklerimiz… Bir sonraki sahipleri için yolcu ettik onları da birer birer. Uğur getirmesini diledik.

 

 

“Çılgın Zürafa”mızı kaldırdık, masumiyet müzesine. Diğer tüm bebeklik kıyafetlerinizi ve hatıra eşyalarınızı koyduğumuz müzede, hem de başköşede yerini aldı. Şapkalarınız… Sizler için aldığım çeşit çeşit süslü-püslü çiçekli şapkalarınızın adeta her biri bir dönemin temsilcisi. Bir öncekini kaldırırken müzemize bir sonrakini giydirdim gittikçe büyüyen kafacıklarınıza. Bebek pembesi hırkalarınız yerini  krem rengi hırkalarınıza bırakmıştı, onlar da şimdi kırmızı hırkalara devretti yerini. Bakalım, onların da yakındır dar gelmesi dobik kollarınıza ve göbişlerinize 🙂

Ana kucaklarında uyurdunuz. Ninni söyleyen “masalcı ayıcık” eşliğinde. Ninnimizi mırıldanır, hafifçe sallardık sizi. Artık direk yatıp uyuyorsunuz kendiniz. Onlar da artık bir zaman “vazgeçilmez” iken şimdi birer birer terketmeye hazırlanıyorlar evi. Önce büyük küvetinizde yıkıyorduk sizi, sonra daha minik ve pratiğini almıştık ve ondan vazgeçememiştik. Şimdi ikisine de ihtiyacınız yok artık. Direkt banyomuzda ve hatta hamamımızda yıkanıyorsunuz bıcır bıcır suyla oynayarak. Durulanırken ayakta dikiliyorsunuz 🙂

Canlarım… Büyüyorsunuz… Büyüyorsunuz… Siz büyüyorsunuz ve zaman geçiyor… Siz büyüdükçe zaman çok hızlı geçiyor. Siz büyüyorsunuz diye zaman çok hızlı geçiyor; hatta zaman çok hızlı geçtiği için siz çok hızlı büyüyorsunuz :(((

Şu an bunları yazarken gözlerimin dolmasına, burnumun sızlamasına ve boğazımda bir yumru oluşmasına engel olamıyorum. Allah her anneye kısmet etsin evladının aşama aşama büyüdüğünü görmeyi inşallah. Bir taraftan sizinle yaşayacağımı hayal ettiğim zamanlar geleceği için içten içe heyecan ve sevinç duyarken; bir taraftan da bebek halleriniz gitgide çocuk hallerine dönüyor diye bir burukluk yaşıyorum. Sanki daha doyamamış gibiyim burcu burcu bebek kokunuza, yumuk yumuk bebek ellerinize, kucaklarımızda gezmelerinize…

Herkesin bir kere ya da sırayla birer kere yaşadığı şeylerin iki katını yaşamışken aynı anda yine de doyamamış olmak nasıl bir şey? Hayatımın en zor zamanlarını yaşadım dediğim, defalarca farklı farklı kişilere uzun uzun anlattığım, anlatmakla da bitmeyen o ilk üç ayımızı bile özlemiş olmam delilik değil de ne? 🙂 Nasıl bir duygu ki bu hiç ama hiç bir kötü ve zor olanı hatırlamıyorum sizinle ilgili, hep ama hep güzel anları hatırlıyorum ve onlar hatırına özlüyorum o zamanları…

 

 

Anneyim ben… Çelişkiler yumağı dubleanne. Ne süt kokunuzdan vazgeçmeye razıyım, ne de agularınıza veda etmeye. Ama bir taraftan da sizinle bıcır bıcır sohbet edip gülüşeceğimiz zamanları gözlüyor; yapacağımız aktivitelerin, anne-kız alışverişlere gitmelerin, evcilik oynamaların ve daha bir milyon şeyin hayaliyle yanıp tutuşuyorum.

Siz bu aralar benim duygu dünyamın farkında değilsiniz. İleride bu satırlarımı okursanız ancak haberdar olacaksınız. Ama bilin ki ben bu zamanın akıp gitmesine kafayı taktığımdan beri sizinle geçirdiğim her saniyeyi daha hissederek daha dolu dolu yaşıyorum. Siz yanımdayken tüm dünyaya algılarımı kapatıyorum. Sizinle oyuncak oynarken hayattaki tek derdim küpleri üst üste muntazamca dizebilmek oluyor, ya da nerenizden gıdıklarsam daha çok gülersiniz acaba diye araştırma-geliştirme yapıyorum 🙂 Gözlerinizin taa içine bakıyorum her fırsatta. Sizi her öpüşümde kokunuzu derin derin çekiyorum içime. Her fırsatta sarılıyorum sıkıca. Her geçen saniye o kadar değerli ki sizinle… Çünkü biliyorum ki bir sonraki sene bu anlar özleyeceğim anlar olacak, ben “zaman ne çabuk geçiyorsun, ne zaman iki yıl bitti” dediğim vakitlerde…

Dubleanne Gülin

 

 www.dubleanne.com

www.facebook.com/dubleanne

Instagram: dubleanne_gulin

dubleannegulin@gmail.com

Twitter: gagirman

Bir yorum

Cevapla