Duyurular

Konuk Yazar: Doula Anne Esra 'Doula Olma Hikayem'

3.680 kişi okudu.

Doula olma hikayem kendi doğumumla başladı. Doğum yaptıktan sonra anne ve bebek dostu sezaryen ile ilgili bir video seyretmiştim ve hayran kalmıştım. Elbette yabancı kaynaklı bir video idi, ülkemizde öylesine saygılı bir sezaryen operasyon yapıldığına ihtimal bile vermemiştim. Ama artık ülkemizde doğum ile ilgili pek çok şeyin değiştiğini düşünüyorum ve bu değişimi görüyorum.  Kadınlarımız daha bilinçli, doğumda haklarını savunuyorlar. Tercihlerini biliyorlar ve en önemlisi kadının doğurma gücünü farkındalar.

 

 

Neden doula oldum?
Aslında doula kavramını Fransa’ da yaşayan kuzenimden öğrenmiştim, kendisi doğumundan önce bir doula ile çalışarak doğuma hazırlanmıştı. Çok etkilenmiştim, ne kadar kutsal bir misyonları olduğunu aklımdan geçirmiş ve özenmiştim. Sonra bir gün bir gazetenin hafta sonu ekinde İstanbul’ da yaşayan bir doulanın röportajını görünce, bu mesleğin ülkemizde icra edildiğini ve eğitiminin de verildiğini öğrenince dünyalar benim oldu. Evet, ben bir doula olmalıydım. Kadınların bir şekilde hayatlarına dokunabilmek için…

Hamilelik ve doğum çok doğal ve keyifli bir süreç. Ama bir o kadar da mahrem bir süreç. Doğum sırasında ve lohusalıkta mahremiyetin korunması bizim kültürümüzde maalesef yok. Hastane de bile doğum masaları tam kapıdan girince karşınıza gelir. Bebeğinizi doğurmuş, eve gelmişsinizdir. Etrafınızda bir sürü insan, sütünüz var mı, emzirebiliyor musunuz diye size bakar.
“Kadının bu doğal sürecinde onlara psikolojik, fiziksel ve bilgisel destek sağlıyorum.”

 

 

“Doula” kelimesi eski Yunancada “destek veren kadın” anlamına gelir.  Günümüzde ise, doğumdan önce, doğumda ve loğusalıkta, anneye ve ailesine fiziksel, duygusal ve bilgisel destek veren eğitimli ve tecrübeli kadını anlatmak için kullanılıyor. Aslında halk arasında gayet iyi bilinen ve kabul görmüş bir inanışa göre, birikimleriyle doğum sırasında anneye yol gösterip korkularıyla baş etmesine yardımcı olan destekçi bir kişinin varlığı anneyi rahatlatmaktadır. Bu destekçi kişi yeri geldiğinde annenin eşi, bir aile yakını ya da arkadaşı olabilmektedir. Doulanın farkı ise bu işi eğitimini alarak daha tanımlı ve profesyonel uygulamalara dayandırarak yapmasıdır.

 

 

Doula olduktan sonra biraz daha ileri gidip, doğuma hazırlık eğiticisi olmaya karar verdim. Düzenli olarak doğuma hazırlık eğitimleri veriyorum. Anne ve baba adayları eğitime birlikte katılıyorlar. Eğitim sırasında bile doğum hakkında bakış açılarındaki değişimi görmek çok şahane bir duygu.

 

Kadın doğurmak için yaratılmış, önemli olan bu gücü kullanabilmek. Bunun için de bilgi lazım, bu sebeple doğuma hazırlık eğitimleri çok faydalı. Doğuma hazırlık eğitimleri tarihçesi o kadar eskiye dayanıyor ki, ülkemizde daha yeni yeni benimsenmeye başlandı. Bilgi korkunun panzehridir, dolayı ile doğumdan korkan bir kadının kendini eğitmesi çok önemlidir. Genelde bu tür eğitimler yanlış anlaşılır, sadece normal doğum eğitimi sanılır. Halbuki çok yanlış bir algı. Eğitimime katılan gebelerden bir tanesi, eğitimden birkaç hafta sonra bana şöyle bir mesaj attı: “doğumun ne kadar özel bir süreç olduğunuz o kadar güzel anlattınız ki, tamamen benim ve eşimin bakış açısı, algısı değişti” demişti. Gerçekten de öyle… Eğitim de en çok önem verdiğim konulardan bir tanesi anne ve bebek bağlanması, bu konuda anne adayının tercihleri çok net olmalı. Ne yazık ki siz istemezseniz, doğumdan sonra bebeğini şöyle bir havada size gösterip, alıp götürüyorlar. Hayır, öyle olmamalı. O bebeği siz doğurdunuz ve hemen kucağınıza alıp, ona sevginizi verip onu emzirmelisiniz.

Tıbbı bir gereksinim olmadığı sürece bebeğinizi doğar doğmaz kucağınıza vermelerini isteyebilirsiniz. Bebeğiniz de sizin çıplak göğsünüzde yatarken, üzerini bir havlu ile örtebilirler. Bebeğiniz tanıdık olduğu ses ile karşılaşsın hemen, sizin kalp sesiniz, sizin sesiniz. Sizin sıcaklığınız ile nefes almaya devam etsin. Anne ve bebek bağının gücü açısından çok ama çok önemli bir mesele bu. Bazı hastanelerde bebek doğmadan önce ışıkların kısıldığını, doğum ekibinin yüksek sesle konuşmadığını, doğar doğmaz annesinin kucağına verildiğini, bebeğe sakin ve huzurlu bir ortama geldiğine dair güven verildiğini biliyor musunuz? Doktorunuzdan isteyebileceğiniz tıbbi açıdan sorun teşkil etmeyecek bir mesele bu. Bırakın ten tene değsinler birlikte, büyük aşk hormonu içinde dalgalansınlar.

 


En büyük tavsiyem anne adaylarına doğumdan korkmasınlar. Bununla ilgili çok sevdiğim bir yaşanmış hikaye var size de anlatayım:

Dick Read İngiliz bir kadın doğumcu, 1920’ li yıllarda kadınları kloroform ile uyutarak, bebekleri forseps ile doğurtan bir doktor. Bir gün doğuran bir kadına yardım etmesi için köyün birine çağırılır. Yağmur sebebi ile zor, çamurlu bir yolculuk yapar.  Eve gelip, kapıdan girdiğinde doğuran kadın ile karşılaşır. Doğum dalgaları (kasılmalar) sırasında kadının kendi kendine hareket ettiğini, sessiz bir şekilde doğumu karşıladığını görür. Yavaş yavaş içeri girer, hazırlıklarını yapmaya başlar. Bebeği doğurturken kullandığı aletleri çıkarır, kloroformunu hazırlar. Tam maskeyi kadına uzatırken; kadın konuşmadan eli ile istemediğini ifade eder. Doktor şaşırır ve olduğu yerde durup sadece doğuran kadını izler. Doktor olarak yapabileceği bir şey yoktur. Kadın sakin bir şekilde bebeğini doğurur, kucağına alır. Doğumdan sonra doktor kadına sorar: “Neden kloroformu ret ettin ve ağrı çekmeyi tercih ettin?” diye. Annenin verdiği cevap ise “Ağrımadı, ağrıması mı gerekiyordu?” olur.

 

 

İşte bu doğum sonrasında, doktor şunu fark eder. Rahat doğum yapan kadınlarda doğururken bir şey yok: Doğumda Korku.

Bunun üzerine bir sürü çalışmalar yapar. Ona göre doğumu durduran, ağrının hissedilmesine ve artmasına neden olan şey korkudur. Yaptığı bu çalışmaya Korku-Gerginlik-Ağrı Çemberi adını verir. “Doğumdan korkuyu silip, çıkarırsanız gerginlik ve ağrı da otomatikman ortadan kalkar” der. Bunun üzerine bir de kitap yazar, Birth Without Fear / Korkusuz Doğum.

 

Peki, doğumdan korkmamayı nasıl başaracaksınız. Bilgi ile… Bilgi korkunun panzehridir. Hep söylerim, okuyun. Ama faydalı, iyi bilgiler okuyun, gerçekten doğum ile ilgili harika kitaplar var. Pozitif doğum hikayeleri okuyun. Sonra hazırlanın, bedeninizi doğuma nasıl hazırlayabilirsiniz? Doğum hazırlık kurslarına katılın. Nefes egzersizleri yapın. Gevşemeyi öğrenin. Pilates, yoga yapın. Bedeninizi tanıyın. Doğumu anlayın, doğum tercihlerinizi belirleyin. Doktorunuz ile her şeyi açıkça konuşun. Kendinize ve gücünüze inanın.

 

Esra Erkut Demiröz
Doğuma Hazırlık Eğitmeni, Doula (Doğum Destekçisi)
0533 524 79 50
www.doulannesra.com

Twitter@doulannesra
Facebook/DoulAnnEsra
Instagram@doulannesra

Youtube: Doulannesra
HT Hayat Köşe Yazarı

Annelik ve Gebelik Yazarı

Cevapla