Duyurular

İkiz doğum hikayesi: Arya ve Atlas’ın Doğum Hikayesi ve Kötü Bir Çocuk Doktoru Tecrübesi

13.071 kişi okudu.

Sürpriz bir hamilelikti benimkisi. Tamamen farklı bir sebeple doktora gittiğimde akşamına hamile olduğumu öğrendim. Beta Hcg değerim biraz düşük olduğu için doktorum “Belki de gelişmeyecek bir hamilelik, 2 gün sonra testi tekrarlayalım, eğer yükselirse hamilesin.” Demişti. Ertesi gün bu heyecanla doktora tezimin birinci raporunu sundum ve beklemem gereken o iki gün sanki geçmek bilmedi. Yenilenen test sonucunda değer yüksek çıkınca doktorum bir hafta sonra ultrason kontrolüne çağırdı.
Evlendiğimden beri “Doktora bitmeden çocuk yapamam” cümlesini o kadar çok kurmuşum ki, eşimle birlikte annemle babama size önemli bir şey söylemeye geldik diyince babam boşanacağımızı zannetmiş 🙂 Hamile olduğumu söylediğim herkes benim çocuk konusundaki tutumumdan dolayı once şok oldu sonra sevindi diyebilirim.
İlk ultrason kontrolüme gittiğimde doktorum Baha Celal Doğan, “Burada iki kese görüyorum Gamze, ikizler geliyor.” Dediğinde çok kaba bir şekilde sadece “Hadi ya” diyebildiğimi hatırlıyorum 🙂 Çıkınca ilk iş eşimi arayıp telefonda söylediğimde sadece beş dakika boyunca kahkaha attı.
Teyzem ve dayım ikiz olduğundan aklımın bir köşesinde hep ikiz çocuklarım olabilir ihtimalini geçiriyordum ancak o ihtimal gerçekleşince hem şaşırdım, hem heyecanlandım öte yandan da biraz korktum. Ve bu korku hamileliğim boyunca da devam etti. Acaba iki çocuğa birden yetebilecek miyim? İkiz hamilelik hep riskli, yalnızken başıma bir şey gelirse ne yaparım? Çocuklar doğduktan sonra onlara nasıl bakacağım?
İlk günden itibaren işimi, eğitimimi ve hayatımı düzene koymam gerektiğini düşündüm ve planlı bir şekilde vaktimi değerlendirdim. İlk 3.5 ay çok zor geçti. Meğer bebekler iki tane olunca mide bulantısı da daha fazla oluyormuş. Peynir, ekmek, çubuk kraker ve naneli şeker dışında mideme pek bir şey girmedi diyebilirim. Bu sürede 2 kilo verdim. Ancak bir yandan da ödem başlamıştı. İknci ayımda arabayla İzmir’e tatile gittik ve yüzmenin mucizesi ile çok güzel bir hafta geçirdim. Ancak dönünce mide bulantıları tekrar başladı. Hangi cesaretle 3 aylıkken de 15 günlüğüne Almanya ve Fransa’ya gittim bilmiyorum ama iyi ki de gitmişim. Her yere yürüdüğüm için sonraki aylarımın rahat geçmesini buna bağlıyorum. Tatil dönüşü cinsiyet öğrenmek için doktora gittik ancak sadece oğlumuzun cinsiyetini öğrenebildik. Kızımız çok utangaç çıktı ve onu 18.haftada öğrenebildik. 20.haftada sanki kelebeklerin kanat çırpması gibiydi ilk hareketleri (Tabi bu hareketler iki tane oldukları için son aylarda fillerin tepinmesine döndü orası ayrı :))
28.haftadan itibaren işe daha az gitmeye başladım. Yol çok yoruyordu ve her şey gittikçe zorlaşmaya başlamıştı. Genellikle evde vakit geçiriyordum ve kendimi iyi hissettiğim sürece de yürüyüşlerimi yapıyordum. 34. Haftada rahat bir nefes aldım. Bebeklerin emme refleksi geliştiği için doğsalar bile sadece anne sütü ile besleyebileceğimin huzuru ile günümün gelmesini bekledim. Ancak bir yandan da “Acaba iki çocuğa da sütüm yetecek mi?” kaygısı da devam ediyordu. 35. Haftada Hassas Anne Ece Kumkale ile görüştüğümde “Sütün ikisine de yeter hiç merak etme, doğum yaptığın gün bira mayası tabletine başla” dedi. O gün hem kendisi hem de eşi, tecrübeli ikiz ebeveynleri olarak beni ve eşimi rahatlattılar.
İkiz gebelikte normal doğumda her zaman risk olduğu için bu riski göze almadım ve uzman doktor olan iki kuzenime de danışarak spinal epiduralli sezeryan doğum yapmaya karar verdim. Bebeklerimi doğduğu anda görmek istiyordum. 36. Haftanın sonunda doktorumla güne karar verdik, Arya daha fazla bekleyecek gibi gözükmüyordu o yüzden 36+3’te doğum gerçekleşti.
Çok huzurlu ve stressiz bir hamilelik geçirdim. Doğumdan bir önceki gece hem annem hem de kayınvalidem benden daha heyecanlıydılar. Doğum hakkında daha once hiçbir şey bilmediğimden olsa gerek ben mışıl mışıl uyudum ve uykumu alıp öyle hastaneye gittim.
Ameliyat önlüğümü kendim giydim ve bir saat içinde çocuklarıma kavuşacak olmanın verdiği heyecanla eşimle birlikte ameliyathaneye indik. Benim epidural anestezim yapıldığı sırada eşim de ameliyathaneye girmek için başka bir yerde hazırlanıyordu. Anestezi doktorum Abdurrahman Yaycı muhabbeti ile ameliyat olacağımı unutturdu sağolsun. Anestezi ile ilgili hissettiğim tek şey de iğnenin gireceği yeri işaretleyen kalemdi. Sonrasında da bir yan etki ile karşılaşmadım. Ameliyathanede çalışan herkes o kadar pozitifti ki zaten insanın aklına kötü bir şey gelemezdi doğumla ilgili. Hamileliğim boyunca duyduğum ve okuduğum o kötü tecrübelerden eser yoktu. Doktorum “Artık kuzularına kavuşuyorsun Gamze” dediğinde heyecanım biraz daha arttı. Allahtan eşim yanımdaydı.
  
Başladıktan 5 dakika sonra fotoğraf ve video çeken kişilerin hareketliliğinden ve birisinin “varan 1” dediğini duyduktan sonra Arya’nın geldiğini anladım. Bir dakika sonrasında da varan 2 yani Atlas geldi. Tabii ki kendimi tutamadım hüngür hüngür ağlıyordum. Başımı sağa çevirdiğimde ikisini de görebiliyordum. Ağlamaları içime işliyordu. Bir an once sarıp yanıma getirsinler diye bekledim. Zamanın en yavaş aktığı anlardandı. Herşey yolundaydı, sağ salim doğmuştu çocuklarım ve kavuşmama sadece dakikalar kalmıştı artık. Hemşireler ikisini de iki yanıma getirdiğinde hangisini koklayacağımı, hangisini öpeceğimi şaşırmıştım. O ana kadar kendimi tamamen anneliğe hazır hissetmemiştim. Bütün hamileliğim boyunca acabalarım belki de bu yüzdendi. Ama kokularını burnumdan çektiğim anda hazırdım. Bunu tüm iliklerime kadar hissettim. Onlar da hissetmiş olacaklar ki, çığlık çığlığa ağlayan çocuklarımı yanıma getirdiklerinde kafalarını boynuma doğru çevirip kokumu aldılar ve sustular.
O andan odama çıkana kadar vakit geçmek bilmedi, kokuları burnumdan gitmedi. Bir an once ameliyatı bitirsinler de çocuklarıma kavuşayım diye dakikaları saydım resmen. Ameliyatta görevli bir hemşire, “Eşiniz dışarıda sizin çıkmanızı bekliyor. Çok şanslısınız. Genellikle bebeklerin peşinden giderler ve bir daha aşağıya inmezler” dedi. Gerçekten çok şanslıydım, onun söylemesine gerek yoktu 🙂
Hamileliğimde toplam 20 kilo aldım, eve geldiğimde 15 kilo gitmişti, birinci ayda da 17 kilosu gitti. Hamileyken beslenmeme elimden geldiğince dikkat etmeye çalıştım. Almam gereken tüm vitaminleri aldım. Günde en az yarım litre organik süt içtim, yediklerimin kalsiyum ve protein ağırlıklı olmasına özen gösterdim. Ceviz elimin altından eksik olmadı. Hiç sevmediğim halde eşim sağolsun pişirdiği için haftada iki öğün balık yedim. Her gün meyve yedim. Tatlıdan maalesef kaçamadım :
) Bol bol su içtim, son 15 gün hariç ellerim ve ayaklarım şişmedi.
Doğumun ne kadar mucizevi olduğunu yaşayarak öğrendim. Anlatılan o kadar kötü hikayenin benim hikayemle alakası yoktu. Benim hikayem tamamen mutluluk, kavuşma, heyecan ve kahkaha dolduydu. Çocuklarım doğduğunda kahkaha atan doktorlarım ve eşimle aynı ameliyathanedeydik.
Odama getirdiklerinde sayıları yaklaşık 10 ile 15 arasında değişen insan topluluğu beni koridorda bekliyordu. İlk sözlerim “Bebekleri gördünüz mü? Çok güzeller değil mi ?” oldu. İkiz oldukları için zayıf, kara kuru, cılız bebeklerim olacağını hayal etmiştim hep. Ama kontrollerde çıkanın aksine kızım 2815 gr 48 cm, oğlum da 2440 gr 44 cm ve pamuk gibi doğdular Maşallah.  Doğum sonrasında o kadar üşüdüm ki, çenem titreye titreye anneme bebeklerimi anlatmaya başladım. Ama onlar zaten ikisinin de yıkanışını çoktan izlemişler ve Arya ile Atlas’la bir camekanın arkasından tanışmışlardı. Odama geldikten 10 dakika sonra bebeklerimi getirdiler ve onlara tamamen kavuştuğumu hissettim. Atlas daha düşük kiloda doğduğu için kan şekeri düşük çıkmıştı. Hemen emzirmemi istediler ama o kadar güçsüzdü ki hemen uyuyakalıyordu. Neyse ki sütüm geliyordu ve kan şekeri yükselmeye başladı.
Daha çocuğum olacağını bilmeden once de net olduğum bir konu vardı. Çocuklarımı mutlaka anne sütü ile besleyecektim. Bu kararlılıkla her iki saatte bir onları besliyordum. Günün sonunda hemşiremiz çocuk doktorunun mamaya başlamamızı istediğini söyledi. Ben sadece anne sütü vermek istiyorum dedim ve ilk gece çocukları uyandıra uyandıra hep emzirdim. Ertesi gün çocuk doktorumuz yine hemşire ile mesaj yollamıştı. Çocuklar küçük doğdukları için, mama vermezsek sarılık olabilirler ve kalıcı sorunlara yol açabilirmiş. Bunu duyunca tabi ki mama vermeye razı oldum. Ertesi gün taburcu olduğumuzda günde 3 kez mama vermemiz gerektiğini söyledi ve evimize geldik. Atlas 200 Arya da 250 gr kaybetmişti doğum kilolarından. Eve geldiğim gün içtiğim bira mayası tabletlerinin etkisi ile çocuklar emdikten sonra bir sağımda 200 cc sütüm geliyordu. Doktorun dediği gibi günde üç kez mama veriyordum ve 3 saat olmadan da emziriyordum. Kalan sütleri de dondurucuya kaldırdım.
Bir hafta sonra ilk kontrole gittiğimizde Atlas çıkış kilosunun üzerine 10 gr almıştı, Arya da 70 gr daha kaybetmişti. Doktor, “Biz bir hafta içinde doğum kilolarına geri dönmüş olmalarını bekliyoruz” dedi. Sorduğumuz her sorudan sonra da ortalama bu cevabı verdi. Ne sütümün durumunu sordu, ne çocukların ne kadar emdiğini. Hemen mamayı günde 5 öğüne çıkardı. Doktorun soğuk tavrı ve felaket senaryoları ile eve geldiğimde 1 haftalık anne olmanın verdiği tecrübesizlik ve loğusalık duygu durumu ile saatlerce hüngür hüngür ağladım. Çocuklarıma bakamıyordum, onlara yetemiyordum. Nasıl bir anneydim ben?
Eşimin çocuk doktoru, hem de akrabamız olan emekli bir profesör doktora durumu anlattık. Kendisi sağolsun bizi rahatlattı. Kilo kaybı 15.günün sonunda devam ediyorsa durumdan korkmamızı söyledi işin özeti. Bir nefes aldıktan sonra mamayı bırakıp çocukları daha sık emzirmeye başladım. Ertesi gün evimize mobil hizmetle  hemşire geldi ve çocukları tarttı. Arya da kilo almaya başlamıştı. Ayrıca bize “Bebekler kilo almaya başladıklarında bir daha vermezler.” Dedi. Sarılıklarını ölçtü, o da düşmüştü. Bu da iyiye gittiklerinin göstergesiydi. Çocukların ikisi de kilo almaya başlamışlardı. Bu bilgi ile rahatladım ve beni hüngür hüngür ağlatan doktorun tavrı ve bilgisizliği yüzünden değiştirmeye karar verdim. Ertesi gün tekrar tartı için doktora gittiğimizde Atlas iki günde 25, Arya da 10 gr almıştı. Doktor mamayı kaç kez verdiğimi sorduğunda sadece anne sütü verdiğimi söyledim. “Sen beni mi dinleyeceksin yoksa kendi bildiğini mi yapacaksın?”dedi. Ben de kendi bildiğimi yani anne sütü vereceğimi söylediğimde başka bir hekime görünmemizi söyledi. Hoş, o söylemese de başka doktora zaten gidecektik. Tam çıkarayak “Böyle yaparsan çocukların böbrekleri zarar görür” dedi. Eve geldim tekrar hüngür hüngür ağlamaya başladım.
Daha önceden araştırdığım, aynı hastanede görev yapan Tülin Turan Hızlı’ya gittik iki gün sonra. İyi ki de ona gitmişiz. Çocuklarımı öyle güzel muayene etti ki, diğer doktorun çocuklarımı muayene etmediğini görmüş oldum. Ne kulaklarına bakmıştı ne ağzına ne burunlarına. İyi ki doktorumuzu değiştirmişiz. Çocuklarımı bir babaanne/anneannenin torununu sevdiği gibi, severek muayene etti. Anne sütümün ne kadar geldiğini sordu, çocuklarımı nasıl emzirdiğime baktı. Evde sütüm buzdolabında beklerken mama vermek istemediğimi söylediğimde “En güzeli anne sütü, bol bol sütünden ver. Mama vereceksen de saatlerini belirle, çocuklar mamanın saatini bilirler sonra hep o saatte isterler.” dedi. Çıkarken de “Sen canını sıkma, onlar toparlarlar artık kendilerini”  dedi. Daha sonra çocuklarım bir haftada 200 ve 250 gr aldılar. 40. Günlerinde hastaneden çıkış kilolarının üstüne 1200er gram almış oldular. Şu anda da ortalama 40-50 gr arasında alıyorlar.
Diğer doktoru hastane yönetimine şikayet ettim ve sağolsunlar çok ilgilenip hemen geri dönüş yaptılar. Kendisinin davranışları konusunda daha dikkatli olması gerektiği hususunda uyarıldığını bildirdiler.
Bütün hamileliğim, doğum ve sonrasında güven veren tavrı, bilgisi ve yönlendirmeleri ile her zaman yanımda olan doktorum Baha Celal Doğan, anestezi doktorum Abdurrahman Yaycı, Kadıköy Acıbadem Hastanesi Bebek Hemşireleri ve benimle ilgilenen diğer hemşireler, doğumu hayatımda yaşadığım en güzel tecrübe olarak hatırlamamı sağladılar. Doğum yapacak annelere en büyük tavsiyem çocuk doktorlarını önceden seçmeleridir. Hatta memnun kalmadıkları çocuk doktorunu hiç beklemeden değiştirmeleridir. Doğum sonrasında hastanedeyken o telaşla doktorumu değiştirmek hiç aklıma gelmedi. Benim başıma gelen başkalarına ders olsun, başka anneler benim gibi loğusayken boşuna ağlayıp üzülmesinler.
Ne kadar iyi aktarabildim bilmiyorum ama, doğum benim hayatımın miladı oldu. Hiç kimsenin korkmasına ya da endişe etmesine gerek yok. Aksine hayatınızın en unutulmaz anına kendinizi hazırlayın.
Sevgiler
 Hassas Anne Gamze Keskin Yurdakurban
 

2 yorum

  1. Merhaba Gamze hanım,
    Doğum hikayeniz o kadar güzeldi ki bir solukta okudum. ve tesadüf bu ya hemen hemen aynı şeyleri yaşamışız. Ben de sizin doğum yaptığınız hastanede doğum yaptım ve kendimi dünyanın en mutlu doğum yapan annesi ilan etmiştim ki siz de aynı duyguları yaşamışsınız:)
    Çocuk doktoru konusunda da sizinle aynı kötü tecrübeleri paylaştım acaba aynı doktor mu?
    Lohusa iken bebeğim kilo kaybetti diye resmen beni azarladı ve o hassasiyetle hiç bişey diyemedim. Hüngür hüngür ağlayarak ben iyi bir anne olamayacağım galiba diyerek çıktım ilk kontrol de. Hepimizi Allahım empati kuramayan doktorların eline düşürmesin.

  2. Ne buyuk tesaduf! Bende ayni hastanede dogum yapip cocuk doktorumla ayni sorunlari yasadim. Ilk bebegimi 14 ay anne sutuyle beslememe ragmen dogumun 2. Gunu cocuk doktoru bebeginiz icin mama verilmesi gerektigini soyledi. Kesinlikle red ettim. Siz bilirsiniz seklinde bir yaklasima maruz kaldim. Israrci oldum ve sutumle beslemeye devam ettim. Ilk kontrolunde kilo almadigini soyleyerek enfeksiyon suphesiyle bebegimden kan aldilar. Halbuki doktor olmadigim halde bebegimin hasta olmadigini genel durumundan halinden anlayabiliyordum . Evet demekten baska care olmadigi icin kan testine musade ettim. Sonuc mu ? Sonuc: Enfeksiyon yok. 1 haftanin sonunda kilo alimi basladi. Bunun uzerine aylik kontrolu icin elbette ayni hastanede baska bir cocuk doktorundan randevu aldim. Ve ilk doktor ile ilgisi olmayan pozitif yapici ve deneyimli bir yaklasim ile bebegimiz muayene edildi. Suan Hala anne sutune devam ediyoruz.tahminim bizleri magdur eden de mama meraklisi ayni doktor. Tavsiyem eger bahsi gecen hastanede kesinlikle size sunulan cocuk doktorunu degil istediginiz doktor tarafindan takibinin yapilmasini talep etmektir. Cocuk doktorunun yasattigi tecrubenin yani sira 2. Bebegimi de dunyaya getirmeme yardimci olan Dr. Habibe hn. Dunya tatlisi bkr o kadar tecrubeli isine hakim doktor. Ve anestezi doktorum Dr. Abdullah bey. Epidural tecrubesini sorunsuz yasatan dogdugu anda bebegimi gorebilmek icin tum negatiflikliklere kulagimi tikayip epidural tercihimi iyi ki boyle yapmisim dedirten anestezi Doktorum Dr. Abdullah bey . Tum bebeklere sevkat ve tecrubeyle yaklasan Bebek hemsireleri . Hepsine ayri ayri tesekkur ederiz. Sinem SAYAR.

Cevapla