Duyurular

Doğum hikayeleri: Hassas Anne Ayşe günlerce süren doğumunu anlatıyor

4.886 kişi okudu.

Herkesin doğum hikayesi kendine göre zor eğlenceli özel enteresan farklı. Tuhaf ama benimki de öyle 🙂 Çok bulantılı, yedi (sayıyla 7) taş düşürmeli, üç defa serum yemeli, bir defa gıda zehirlenmeli, bolca bel tutulmalı, uykusuz ama çok çok çok güzel mutlu bir hamilelikten sonra 40+5 te dünyaya geldi oğlum hem de benim gibi salı günü saat 11 sularında (10:53).

Bizim hikayemiz farklı biraz, hamilelikten 3 -4 ay öncesinde çıkan böbrek taşı sorunu hamileliğim sırasında kalsiyum kullanmamdan mıdır bilmiyorum tavan yaptı hatta son dönemde bıraktım. İlk çektirdiğim ultrasona göre 5 taşım vardı 2 tanesini hamilelik öncesinde düşürmüştüm ancak hamileliğim sırasında 7 tane düşürdüm hatta doğumdan bir gün sonra 8. de düştü:))

Aynısının tıpkısı

Neyse bu bilgiler ışığında dönelim güzel oğlumun dünyaya geliş hikayesine 🙂 Tezcanlı biri olarak haftalar öncesinden bavulum, dağıtılacak kurabiye çikolata ve fotoğraf çerçevelerimiz hazır ve nazırdı. Her gün bugün doğururum ümidiyle kalkıyor, doğuramamanın verdiği hüzünle oğlumun hayalini görmek üzere uyuyordum. Ramazan ayının son pazarıydı. O pazar sabahı böbrek ağrısıyla uyandım. Ama ne fena bir ağrı ki çekmeyen bilemez. Zaten tontiş oğluma yer dar geliyor kaburgalarımı tekmeliyor bir yandan, bir yandan sol böbreğim nefes kesici bir halde ağrıyor (şeker yüklemede de taş düşürdüm:) ) artık acıdan ağlamaya başladığım anda sevgili kocam doğurmuyosun ama hadi neyse gidelim de için ferahlasın modunda beni hastaneye götürdü. Tabii özel hastane pazar günü kimse yok ortalarda. Hastabakıcı benim pert suratımı görünce tekerlekli sandalyeye attığı gibi doğumhaneye götürdü. Sevgili ebemiz (kendisine o sırada uyuz olmama rağmen meğer ne kadar haklıymış.) beni sancı ölçüm cihazına bağladı ve doğuruyorsun diye sevindi. Açılma 1cm idi. Bense hayır doğum sancısı değil böbrek sancısı çekiyorum ukalığıyla debelenip durdum. Hemen aradığımız doktorumuz geldi ve ultrasonla böbreğimi inceledi. Sonuç olarak evet taş döküyordum ama evet aynı zamanda doğum sancısı da çekiyordum.

Hastane odasında seruma bağlanmıştım başımda kocam, doktor, ebe, hastanedeki nöbetçi tüm personel o gün ben doğurayım diye bekliyorlardı. Hatta doğum kaydımı bile açtılar en fazla gece olmadan doğuracaksın diye beni gaza getiriyorlardı. Bense sezaryenden tırstığım için (içime düştü acısı daha doktor önermeden kendimce önlem almaya çalıştım.) aklımca beni ikna edemesinler diye hem de doktor izin gününde benim yüzümden hastanede bekliyor diye hem de kocam oruçlu diye serum bitince eve gitmek istediğimi sancılar cok sıklaşırsa geleceğimi söyleyip hastaneden kaçtım. Eve geldik yemek yedik gece oldu tık yok:) pazartesi oldu ben duş aldım evi tekrar temizledim kasılmalar var ancak filmlerdeki gibi bir aniden ay suyum geldi aman Tanrım doğuruyorum başı gözüktü gibi bir durum olmadığından ben saftirik hala beklemedeyim. Pazartesi gece oldu artık nefes alamıyorum uyuyamıyorum derken 1 2 saat sabaha karşı uyudum ve acılar kasılmalar içinde uyanıp haydi dedim gidelim kasılmalar fena. Bu kez bavulu da aldık gittik hastaneye. Başka bir ebe kontrol etti ve açılman 2 cm civarı dedi tekrar doktoru bekledik sancı ölçümlerimle. Doktorum sancıları gördü ve 3. günde hala doğuramamış olmamın şokuyla beni sezaryene ikna etme çabalarına başladı. 3 gündür açılma ilerlememişti bebek sürekli doğum kanalının dibinde şiddetli bir şekilde kasılıyor ancak açılma olmadığından çıkamıyordu. Ben ağlayarak hayır hayır normal doğuracağım dedikçe adamcağız hastanede o sırada gördüğü tüm kadındoğumculara sancılarımı gösteriyor inanmıyorsan sor sor diye hala ikna etmeye çabalıyordu. Hatta başka bir hastanın kaydını getirip bak dün doğurdu senden az sancısı var diye son kozlarını oynuyordu. Hala ikna olmamış salya sümük ağlarken tüm sakinliğiyle sezaryenin anormal bir doğum olmadığını benim normal doğum yapmamın çok riskli olduğunu saatlerce uğraşılsa bile bebeğe bir zarar gelme olasılığının çok yüksek olduğunu hem latince hem benim anlayacağım şekilde tane tane anlattı ama benim gibi inatçıyı alt edemeyeceğini anladığında o zaman bu riskli müdahale için imza vereceksin ben sorumluluk kabul etmiyorum dedi. Ben olayın ciddiyetini anlayarak kabul ettim.

 

Daha annemin hastaneye gelmesi bile beklenmeden apar topar ameliyathaneye alındım o sarsılmış durumumda epidurale direnecek psikolojim olmadığından genel anesteziyle oğlumu dünyaya getirdim. Hastanem ve doktorlar o kadar iyiydi ki verdiğimiz fotoğraf makinesiyle doğum saatini bebeğimin çıkış anlarını ilk dakikalarını hep kayıt altına almışlardı. 5 yıldızlı otel gibiydi bebekler gibi pamuklara sarmalandım resmen. Günlerdir kasılmaların sonucu yavrum yorgun düşmüştü. Ben de çok hırpalanmıştım. O pazar geceye dek bekleseydim belki açılmanın büyümeyeceği erken farkedilecek ve doğum olacaktı. Kendimce bebeğimi koruyorum sanarken aslında çok büyük bir riske girmiştim. Sonuç olarak geniş omuzlu koca kafalı minik oğlum doğmuştu ve yanımdaydı ve gerisi teferruattı artık:)) baştan beri çocuk için normal doğum en iyisi diye kendimi o kadar çok şartlandırmıştım ki iyilik yapacağım diye Allah korusun ona bir zarar verebilirdim. Anne ve bebeğe ne uygunsa normali oymuş bunu anladım. Doktor doğumdan sonra iyi ki bunu tercih etmişsin omuzları genişti 13 cm kestim o halde bile zor çıktı dedi ki dönmüştü bebeğim doğum kanalında kafa gelişliydi. Çatım da müsaitti ancak rahim açılması 3 günde büyümedi. Kıssadan hisse doktorunuz ve hastaneniz paragöz çıkarcı kolaycı tipler değilse güvenin!

Hassas Anne Ayşe

 

 

Cevapla