Duyurular

Hassas Annelerimizden: Herşeye rağmen ikiz annesi… Acılı bir annenin içini döktüğü bir yazı

7.436 kişi okudu.

33 yaşında evlendim. Eşim ilkokul arkadaşım, 20 küsür yıllık aradan sonra hayat bizi tekrar karşılaştırdı. 7-8 yaşlarındaydım ona aşıktım, o zaman ne kadar aşık olunursa. Tanıştıktan kısa süre sonra ilişkimiz ciddiyete döküldü, 2 yıl içerisinde nişan ve ardından evlilik. Yaklaşık 1 yıl sonra çocuk planları yapmaya başladık. 5 aylık bir süre sonunda ikizlerimiz olacağını öğrendik. Haberi ilk aldığım günden itibaren hep bir kız, bir erkek olacağını hissettim ve buna inandım. 12. haftada ultrason kontrolünde doktorum ilki kız, bakalım ikincisi ne dediğinde heyecanla bekledim. İkincisi de kız deyince, hadi yaaa demişim. Sonra ikinci erkek dediğinde, çok sevinmiştim. Hamileliğim boyunca hemen hemen hiçbir sıkıntı yaşamadım. İkiz olması sebebiyle, gözümü korkutanları şaşırtacak derecede sorunsuz bir hamilelik geçirdim. Son aylara kadar araç kullandım, salına salına alışveriş merkezlerini tek başıma gezdim, bir gün dahi kusmadım, midem bile bulanmadı desem yeridir. İmkansız olabilecek kadar her şey yolundaydı. Her ultrason kontrolüne güle oynaya gidip, kontrol ardından alışverişe çıkıp, renk-model ayrımı yapmaksızın gönlümce alışveriş yaptım.

4. ayımızda birçok şey almıştık çocuklarımız için. Doktorum her kontrolde her şey yolunda, bunlar çok iyi dediğinde, tamam dedim hayatımın dönüm noktası başlıyor, önümde harika bir hayat var. Üstelik doktorum birçok ikiz anne adayı hastası olduğunu, onların arasında en iyi hastasının ben olduğumu söylüyordu. Mutluluğum tarif edilemez, kendime güvenim tartışılmazdı.

Ta ki 35+4 haftalıkken gittiğim ultrason kontrolüne kadar. O gün yaklaşık 1 hafta sonrası için sezaryen randevusu alacaktık. Doktorum ilk bebeğin kontrolünü yapıp, her zamanki gibi “bu çok iyi” dedi. Bunu duymaya o kadar alışkındım ki, kontrole giderken dahi sezaryen tarihini bayrama denk getirmeyelim diye planlarım vardı. Sıra ikinci bebeğe geldiğinde, “Allah kahretsin deyip bağırdı”, sadece “Ne oldu ?” diyebildim. Bir süre sessiz kalıp, “Bi saniye bi saniye” dedi. Tekrar kontrolünü yapıp, ardından “Bu ölmüş ya” dedi. “Bu ölmüş mü” kuş muydu ölen?, ne kadar kolay bunu söylemek. Ölmüş.

İşte benim hikâyem ondan sonra başladı. Şimdi sizlere “başımdan kaynar sular döküldü”, “dünyam karardı”, “elim ayağım boşaldı” gibi klasik cümleler kurmayacağım. Hiçbir şey söylemeyeceğim, çünkü hepsi manasız kalıyor. Yaşayan anlar da demeyeceğim, yaşayan zaten anlar. Yaşamayana da anlamaz demeyeceğim; yaşamasın Allah’ım kimseye yaşatmasın zaten…

İsyan. İşte bu noktada 16 yaşında annesini ani bir ölümle kaybetmiş, ama öyle olması gerektiğini düşünüp , bir kez dahi isyan etmemiş bu insan, isyan noktasına geldi. Oysa ki işe giderken, her arabaya binişinde tüm dualarını okuyup, kendisini ve çocuklarını koruması için Allah’a dua eden bu insan, inancı tam, her zaman Allah’a sığınan. Hep sorguladım, “Neden”, “Niçin”, “Nasıl olur”, “Olmamalıydı”.

Bir sürü hayalim vardı, şimdi hiçbiri yoktu. Sürekli “Olmamalıydı” diyordum. Hayallerim hep bir kız, bir erkek evlat içindi. Tüm anne adayları gibi, en kusursuz şekilde doğuma hazırlıyordum kendimi, belki de herkesi, yakınlarımı. Sezaryen günü kuaföre gidip, makyaj yapmalarına kadar, en güzel resimlerimiz o gün birlikteyken olacaktı çünkü. Bilmiyor muydum? Biliyordum! Herşey Allah’ın elindeydi. İlk anneliğin verdiği heyecanla ve belki de acemilikle, her şeyin mükemmel olması için uğraşıyordum. Her şey bitmişti. Belki de çok şey yeni başlıyordu.

Sonuçta acil bir hazırlıkla, doktorumun bile endişe içerisinde (sonradan anladığım kadarıyla diğer çocuğumun sağlıklı olup olmadığını bilmeden) gerçekleştirdiği bir ameliyata girdim. 1 saat sonra gözümü açtığımda, yanıma bir bebek getirdiler, her anne adayı gibi epidural sezeryan olamadığım, ağlayarak ameliyata girdiğim için bayıltılmam sebebiyle, hala narkozun etkisindeydim. Narkozun ve şokun etkisiyle “Bunu ne yapayım ben?” dedim Herkes buna çok alınmış, çok kırılmış. Çocuğu istemediğimi, sevmediğimi düşünmüşler.

Bunu düşünürken, benim o an ne düşündüğümü düşündüler mi? Ben de 1 yıldır hep bunu düşünüyorum.
Annelik, insanın içine işlercesine Allah’ın bahşettiği bir sorumluluk duygusu, bir vicdan muhasebesi, bir deli olma durumu. Daha önce yaşamış olmaya, tecrübeye gerek olmadığını düşünüyorum. O kadar üzüntümün içerisinde, daha evvel yapmış olduğum araştırmalardan bildiğim, ilk sütün çocuğa 1 saat içinde verilmesi gerekliliğiydi. Her ne kadar eleştiri konusu olan, ilk tepkimi olumsuz vermiş olsam da, onun bana ihtiyacı olduğunu bilecek kadar bilincim açıktı. Hemşirelerin yardımıyla ilk gayem, bebeğime ilk sütü vermekti.

Hastane günlerimin çok detayı var, 2,5 gün kaldım. Koridora dahi çıkmadım. Hatırlamak bile istemediğim için, ne sizleri yorayım, ne ben hatırlayayım.

Bir sarılık tedavisi gereksinimi oldu 5.gün kontrolünde. O ağlayan, sızlayan ben dimdik durmak zorundaydım. 2 gün boyunca tekrar hastane odasına kapattık eşimle kendimizi. O yaz sıcağında, bebeğimiz kıyafetleri olmadan ışık tedavisi göreceği için üşümemesi için, o havasız odada 2 gün boyunca durduk. Hiç ağlamadım orada, güçlü olmalıydım. Çocuğum için çok endileşendim, bu konuda da çok bilgisiz ve acemiydik, yaşadığımız talihsizlik bizi daha da ürkek yapmıştı. Ancak şükür atlatıp, tedavimiz bitince evimize döndük.

Sonra herkese küstüm. Eşim dahil herkes benim için çok kısa bir zaman sonra, normal hayatlarına devam etmeye ya da eder görünmeye başladılar. Benim için yanıyor, yemek dahi yemek istemiyordum. Her anne gibi ‘hoppala bebeğim hoppala’ yapamıyordum. Yapmalı, herkesi memnun mu etmeliydim?Ağlamayıp “Olsun, olur böyle şeyler” demeliydim belki, ne dersiniz ?

Herkesin eminim içi yanıyordu, herkes üzülüyordu. Ama ondan daha da eminim ve iddia ediyorum ki benim kadar değil. Zaten üzülmesin kimse, neden üzülsünler?

İşte dedim ya “İsyan” diye. Bu isyanım başlarda, inancımın çok kuvvetli olmasına rağmen, Yaradanıma “Neden önce sevindirip, sonra elimden aldı” diyeydi. Sonradan, neden ben bu kadar mutsuzken, bu insanlar gülebiliyor diye değişmeye başladı.

Tam 1 yıl oldu, hala daha kırgınlıklarım geçmiş değil. Detayını yazsam, sayfalar tutar, gerek de yok zaten.

Bir de, dediğim gibi Allah kimseye yaşatmasın ama yaşayanlar aşinadır, o muhteşem teselliler. Her bir kişinin çok iyi niyetli olduğunu biliyorum, bazen vefat olaylarında, ölen kişi çocuk olsun, hayatını doya doya yaşamış 90’larında birisi olsun, söylenecek pek bir söz olmuyor, eli ayağına dolaşıyor insanın.

Özellikle de benim gibi, sorunsuz giden bir hamilelik aniden, böyle bir talihsizlikle sonlanınca, haberi alan herkes elbette ne diyeceğini şaşırmış olabilir. Ancak bu tesellilerden benim için en çok takıntı yaptığım “Olsun sağlıksız bir çocuk olacağına, böyle olması belki de daha hayırlıdır”. “Sağlıksız” derken?. Sağlıksız olduğunu kim söyledi, ben söylemedim onu biliyorum. Hastanede yapılan biyopsi sonuçları da, bebeğimin sağlıklı olduğunu söyledi. Ancak çocuk ölümlerinde, yaklaşık % 25 gibi bir oranda ölüm sebebi bilinemiyormuş, benim sonucumda da bu çıktı zaten.

Bu teselli çok gereksizdi. Bunu neden yazıyorum, Allah esirgesin bir yakınınızın başına gelirse, sizden ricam lütfen bu cümleyi kullanmayın. Yıpratıcı, yaralayıcı, gereksiz yere sorgulayıcı.

Çocuğumun neden vefat ettiğini, bizden neden ayrıldığını bir Allah’ım biliyor, o öyle takdir etti.

1 yıl sonunda bunu söyleyebiliyorum, ilk gün ettiğim yanlış sözlerin affını da diliyorum Allah’ımdan zaten. O zamanlar 1 yaş doğum gününü kutlayamam dediğimin çocuğumun geçtiğimiz haftalarda, tüm yakınlarımızın katılımıyla güle oynaya doğum gününü de kutladık. Herkesin yüzü gülüyordu, benim de. Ama içim yanıyor mu, derseniz. Hala, her dakika, her an. Şimdi çocuğumun keyfini çıkarabiliyorum, ancak ona her baktığımda acaba kızım yaşasaydı, benzerler miydi, o nasıl ağlardı, o nasıl bakardı.

Bu sanıyorum mezara kadar benimle böyle gidecek. Hiçbir acı sonsuz değildir, yaşadım gördüm. Öyle olsaydı, annesine doyamadan kaybetmiş birisi olarak, nasıl yaşardım değil mi?

Yaşanıyor, yaşandı, yaşanacak…

Hikâyem o kadar uzun ki, bana göre tabiî. Başka hikâye dinlediğimde şükredeceğim, iyi hikâyeler duyduğumda hala “Neden” diyebilecek kadar.

Çok şükür Allah’ıma, bana anneliği tattırdı, dahası bu kadar riskli bir ameliyat ardından, sağlıklı sıhhatli sorunsuz bir çocuk bahşetti. Diyeceklerim çok, söyleyip keşke söylemeseydim dediklerim. Söylemeyip içimde biriktirdiklerim. Hepsi beni dolup dolup taşırıyor. Kırgınlıklarımın üzerini kapattım, büyütmemek adına susuyorum. Belki de kapattığımı sanıyorum, içimden hep savaşıyorum.

Şu an bizim de sürpriz bir şekilde öğrendiğimiz, ikinci çocuğuma hamileyim. Henüz 15 haftalık, cinsiyeti yine 12. Haftada erkek olarak göründü. Büyük Allah’ım yine bana bir kız nasip etmedi. Ama öyle korkar oldum ki, bırakın cümleye dökmekten, düşünmekten bile. Yanlış bir şey düşüneceğim diye ödüm kopuyor. O yüzden kısaca “Hayırlısı ne ise öyle olsun” diyorum. Aynen 13 aydır herkesin bana hemen her gün dediği gibi. Allah’ım hepinizin evlatlarını bağışlasın, olmayanlara da hayırlısı ile nasip etsin. Herkesin mutlu ailelerde, mutlu çocuklarıyla yaşamaları dileği ve sevgilerim.

Herşeye rağmen ikiz annesi 

Yorum yok

  1. İçim sizlaya sizlaya okudum. 16 hafta lik ikiz bebeklerini doktor ihmali nedeniyle kaybeden biri olarak yaşanmış lar birdaha yasandi. Sonrasinda evladım evlatlarim oldu ama gidenin acisi baska…..

  2. İçim sizlaya sizlaya okudum. 16 hafta lik ikiz bebeklerini doktor ihmali nedeniyle kaybeden biri olarak yaşanmış lar birdaha yasandi. Sonrasinda evladım evlatlarim oldu ama gidenin acisi baska…..

  3. 3 sene önce 6 aylık ikizlerini (bir kız bir oğlan) kaybetmiş bir anne olarak ,gözlerim doldu…Allah evlatlarınızı size bağışlasın..

  4. Benimde bir kızım var. Allahım kimseye böyle bir acı yaşatmasın inş., o kadar üzüldüm ki iş yerinde ağlaya ağlaya okudum…

  5. YAZIYI OKURKEN BEBEĞİNİ KAYBEDEN ARKDAŞLARIM GEÇTİ GÖZÜMÜN ÖNÜNDEN,ALLAHIM KİMSEYİ EVLAT ACISIYLA SINAMASIN

  6. Yaşadıklarınızı ancak tahayyül edebilirim anlayamam belki. Muhtemelen acısı hep yüreğinizi yakacak. 20 yıl önce doğumdan 36 saat sonra muhtemelen ani çocuk ölümü sebebiyle hastanedeki bebek odasında bebeği ölen ve evine kollarında ölmüş bebeğiyle gelen ablamın hala içinin sızlaması gibi. Ufacık bir tavsiyem var. İçinizdeki her şeyi kızgınlık küfür öfke ne varsa sayfalarca yazın bir kağıda. Hepsini akıtın içinizi boşaltın isterseniz eşinize okutun istemezseniz okutmayın ama bu size çok iyi gelecek

  7. BENDE BİR KIZ BİR ERKEK BEBEĞE İKİZ HAMİLEYDİM erken doğumla eve sadece erkek olan geldi
    kız bebek doğumun sabahında göremeden kaybettik.ikiz bebekler çocukluktan beri hayalimdi ama kısmet olmayınca olmuyor…

  8. (yazı sahibi)

    Hepinize teşekkürler desteğiniz için…Allah başka acılar yaşatmasın….yazımı sizlerle paylaşmak da iyi geldi bana…desteğiniz moral oldu ..sevgiler (yazı sahibi)

  9. canım allah sabır versin içim sızladı 🙁
    2 erkek ikiz evlat sahibiyim allah uzun ömür versin ben hayalini bile kuramuyorken bir annenin bunları yaşamasını kaldıramıyorum 🙁 allahım hiç bir anneye yaşatmasın sizde doğacak olan ve şen şakrak hayatınızda var olan oğlunuzla sağlıklı mutlu hayat sürün inşallah…..

  10. CANIM BENİM ALLAH SABIR VERSİN HİÇ BİR ŞEYİ ALLAHTAN FAZLA SEVEMEYİZ O SEVDİĞİNİ ÖNCE ALIRMIŞ O BİR MELEK SENİ ORADA KARŞILAYACAK ŞANSLI Bİ ANNESİN BENİMDE İKİZLERİM VAR ERKEK BUNDAN SONRAKİ YAŞANTINDA SAĞLIK MUTLULUK VERSİN YARABBİ EVLATLARINLA BİRLİKTE YUVANIZDA MUTLU OLUN İNŞALLAH

  11. Bende 24. Haftama kadar supersin, cok iyi gidiyor dedikten sonra erken dogumla ikizlerimi kaybettim. Asla unutulmuyor biliyorum, ilk hamilelik cok ozel… Allah kimseye evlat acisi yasatmasin, isyan ettiysek de Allah affetsin.

  12. Ben de tam bir ay önce 22 haftalık bir kız bir erkek ikiz bebeklerimi kaybettim. Üstelik her hafta Dr kontrolüne gidip çok iyi haberlerini almışken. Bir kanama ile gittiğimde açılma olduğu suyum gelirse korkmamam söylenerek üniv hastanesine gönderildim. Biri giderse bebeklerden birinin kalabileceği söylendi. Ben ikisinden birini diğerine değişemedim oysa ikisini de kaybettim. Hani her şey yolundaydı, 2. Ve 3. Ayda kanamam yine olmuştu bir gün hastanede yatmıştım eve gönderilmiştim. Yazdıklarınız benim hissettiklerime ne de çok benziyor. Neyseki çok şükür sizin avunmalığınız varmış ben kalakaldım öylece elim kolum bağlı. Duygularım sadece gözlerimden akıyor. Yeniden evlat sahibi olmak bana da nasip olur inşallah yoksa Halim çok kötü olur. Rabbim tekrar yaşatmasın böyle bir acıyı. Gerçekten çoook zormuş.

  13. Bu acıya ne denilebilir ki.. Ben okuyunca içim yandı, evet mezara kadar gidecek bu acı. Ahirette kavuşacaksın kızına, orda seni bekliyor olacak. Biraz olsun içini rahatlatmak için bunu düşün, seni cennette bekleyen meleğini düşün. Bir gün kavuşacaksınız, o ölmedi, sadece boyut değiştirdi. Ruhlar bedenlerden çok önce yaratılır.. Onun ruhu hala yaşıyor.

  14. Herkese çok teşekkür ederim

  15. Herkese çok teşekkür ederim…diğer çocuğum da erkek..şu an 4 aylık oldu ve sağlıklı…ikiz eşi kızımın acısını hiç unutmuyorum, mutlu anlarımda özellikle içimde bir burukluk oluyor ama zaman da gelip geçiyor işte…bugüne şükürler olsun…Allahım bundan geri koymasın…tüm evladını kaybeden annelere de sabır diliyorum…desteğiniz için teşekkür ederim

  16. Ben de melek kızımı yaklaşık bir ay önce 25 haftalik doğurdum erken doğum sebebiyle . Aynı şekilde doktorum sürekli sem iyisin bebek iyi deyip durdu. Eşimle o kadar mutluyduk ki…hayallerimiz gerçek olmuş Allah bize bir evlat nasip etmişti.esimle çocukları çok sevmemize rağmen geç evlendigimiz için geç anne baba olacaktık
    Ama olsun her şey iyi gidiyordu. Bu mutlulukla yıllık iznimizi alıp şehir şehir gezdik.hayaller kurduk. Kızımızla da gezecektik.neler neler yapacaktik.ama olmadi tatil dönüşü çalışmaya başladım. Her şey akışındaydi
    Bir gun iş çıkışı belimde ağrı hissettim
    Eve gidip dinleneyim dedim. Bir süre sonra sancı geldi. İlk bebeğim di.dogum sancıları olduğunu anlayamadım
    Ama yine de evimizin yakınındaki kadın doğum hastanesinin aciline gittik
    Doğumun başladığını anlamalari üç saat sürdü. Anladiklarinda ise Yenidoğan servisimizde bu kadar küçük bebeği kabul edemeyiz diye doğumu durdurmaya çalıştılar. Şoktaydim
    Sadece bebeğimin sağlıklı doğması için bana söylenenleri yapmaya çalıştığımi hatırlamıyorum. Sonra ambulansla başka hastaneye sevk edildik.basarmistik kizimi sevk edildigimiz hastanefe doğurdum. Hemen Yenidoğan a alındı
    14 gün yaşadı meleğim bir an olsun ümitsizliğe kapilmadik
    Güçlü bir bebekti savaşıyordu
    Ben de gunlerimi anne sütü sagmakla geciriyordum
    Her akşam sutumuzu alıp kızımı görmeye gidiyordum. Ona dokunuyor onla konuşuyor hayaller kuruyorduk.kendi hiç salmamistim
    Aksine hiç hissetmedigim kadar güçlü hissediyordum
    Bayramda suslenip puslenip yanina gittiğimi gören yakınlarım şaşırıyordu.bu bayram ben kızıma bayram ziyaretine gidiyorum iletme de o bana gelecek diyordum
    Ama olmadi.onu çok özlüyorum. O bizim ilk yavrumuzdu.
    Biliyorum çok güzel bir yerde emin ellerde meleğim
    Allahtan kendime ve bebeğini çocuğunu kaybeden evladi halen kayıp olan annelere sabır diliyorum

Cevapla